ESKİ AYDINLATMA ARAÇLARIMIZ

ESKİ AYDINLATMA ARAÇLARIMIZ#

Bana ortaçağın ilkel yaşam koşulları anlatıldığında bende nasıl bir etki yapıyorsa, bugünün gençlerine 60 yıl önceki bizim çocukluk yıllarımızın koşullarını anlattığımızda muhtemelen aynı etkiyi yapıyordur. Bir insan ömrüne sığabilecek geçmişte böyle ilkel koşulların yaşanmış olmasını anlayabilmeleri elbetteki zor. O koşulları yaşamış ve çok da net olarak hatırlayan ben ve benim kuşağım bile geçirdiğimiz süreci şaşkınlıkla karşıladığımız oluyor. Bize teknoloji özürlü diyorlar, gelişen teknolojiyi algılayamamakla, ayak uyduramamakla suçlayanlar, biz nerelerden geldik, hangi koşullardan bugünlere geldik biliyor musunuz? Bizden daha ne bekliyorsunuz. Biz camsız finnuri (is lambası) ışığında yaşadık, ders çalıştık biliyor musunuz? Gerisini anlatmaya gerek var mı? Biz camlı gaz lambalarının ışığına kavuşmayı “lüküs hayat” bildik. Biz geceleri komşuya sopa ucuna bağlanmış gazlı bezlerin (meşale diyorlar şehirlerde) ışığında, ecinni korkusuyla “etteyüyatü” okuya okuya gidip geldik. Biz bazı komşu evlerde önemli günlerde yakılan “hava pompalı Lüx lambalarına” gözlerimizi açarak, imrenerek baktık. Kızmayın bize, ayıplamayın da. Bizim yaşadığımız süreci, bizim çok kısa süre içinde yaşadığımız gelişimi-değişimi belki de insanlık tarihinde hiçbir kuşak yaşamadı. Elektriksiz, yolsuz ilkel tarım ortamından, ceplerimizde bilgisayarlı teknoloji ortamına geldiğimizde beyinlerimizin dumura uğramadığına sevinmeliyiz. Bu süreç içinde yaşadığımız toplumsal, siyasal gelişmelerden; ekonomik krizlerden, eşitsizliklerden hiç bahsetmedim bile.

Bizi el üstünde tutun, saygı duyun ve en önemlisi yormayın. Çünkü bizim beynimiz yeterin de çok ötesinde yoruldu. En basit yaşayanımızın bile hayatını not edin bir kenara. Gün gelir, bu çok küçük ve basit notlar çok ilgi çekici olabilir.