BİR ANI, BİR İTİRAF, İKİ ÖZÜR

BİR ANI, BİR İTİRAF, İKİ ÖZÜR#

Benim çocukluk yıllarımda çok kar yağardı bizim köye. Hemen her kış 2-3 ay yerde en az bir metre kar olurdu. Bir sabah kardan evimizin dış kapısının tamamen kapandığını, babamın kürekle saatlerce kar temizleyerek yol açtığını hatırlıyorum.

Şimdilerde çok az kar yağıyormuş köye. O da bir kaç gün kalıp, eriyip gidiyormuş. Karsız geçen kışın özellikle çocuklar için tadı olur mu? Kış kışlığını yapmalı.

Kış aylarında annelerimizin ördüğü yün kazakları giyer, ayaklarımızda yün ya da keçi kılından çoraplarımız, ellerimizde yün eldivenlerimizle okul dışı saatlerimiz karın içinde yatıp yuvarlanmakla, ahşap çamaşır teknelerimiz ya da kar kürekleri ile kaymaya çalışmakla geçerdi.

Yıl 1967 olmalı. Kış ayları. Yerde en az 1 metre kar var. Okul çıkışı, Topallar mahallesinde Ferhat abinin evini geçtik, Eminustaların oraya doğru yürüyoruz. En önde Hatice Usta, arkasında Arzu Usta, onun arkasında Mahmut Usta, sonra ben ve benden sonra bizim mahallenin çocukları, tek sıra halinde yürüyoruz.

Çocukluk işte, sıkı bir kartopu yaptım, benden birkaç metre ileride yürüyen Mahmut Usta’nın kafasına fırlattım, oyun olsun maksat. Fakat kartopu Mahmut’u ıskaladı, gitti Arzu’nun kafasına vurdu. Arzu bir hışımla döndü, elindeki kitap ve defter dolu çantayı Mahmut’un kafasına indirdi. Mahmut ben atmadım diye isyan etse de Arzu’nun onu dinlediği yok. Ağzına gelen her şeyi söyleye söyleye döndü yola devam etti. Arzu o kadar sinirliydi ki, korkudan kartopunu Mahmut atmadı, ben Mahmut’a attım, yanlışlıkla sana geldi diyemedim.

Artık yaş kemale eriyor, ölmeden helallik niyetine itiraf ediyorum ve hem Mahmut’tan, hem de Arzu abladan özür diliyorum. Hakkınızı helal edin.